Abstract
Ezoterik tinsel gelenek anlayışı olarak tanımlanabilecek okültizm, eskiden yeniye, kuşaklar arasında tartışma yaratmıştır. Ezoterik öğretiler, batıl inanç olarak kabul görerek göz ardı edilmiş, metinlerdeki anlam dünyasına ise ancak XIX. yüzyıldan itibaren ışık tutulmaya başlanmıştır. Gizembilim veya gizlicilik olarak da bilinen okült bilimlerin Osmanlılarda öğrenilmesi haram sayıldığı fikri yaygındır. Onlardan, gerek eşya üzerinde iksir katılarak sihir yarattığı gerekse geleceği etkilediği düşüncesinden hareketle gizli tutularak anlaşılmasından sakınılmıştır. Osmanlı şairleri edebî metinlerde bu bilimlere işaret ederek onlarla ilgili halk arasında yaygın olan inanışlara dair bilgileri aktarmada köprü görevi üstlenmişlerdir. Divanlar Osmanlıların birer tarih vesikalarıdır. Bu bağlamda makalede Osmanlı şiirinde okültizmin yansıması irdelenmiştir. Osmanlı kültür ve sanatı arasında okült ögelerin kullanımının edebî metinlerden hareketle irdelendiği araştırmada bu ögelerin tam bir tespiti yapılarak başlıklandırılmış, metinlerden hareketle ezoterik yapı gösterilmiştir. Geniş bir tarihî yelpazeye sahip olan Osmanlı şiirine ait farklı asırlarda yazılmış divanlardan seçilen örnek şiirlerdeki bu ezoterik yapılar, sosyal hayata ve zihniyet gibi birtakım verilere ışık tuttuğu gibi Osmanlı’nın miras aldığı ve içselleştirdiği değerlerin tespit edilmesinde de yol gösterici nitelik taşımaktadır. Manzumelerde aktarılan bilgiler ışığında halk-saray ve çevresine uzanan bir silsilede Osmanlı toplumunun altı asırlık yaşayışını şekillendiren arkaik düşünce yapısı, folkloru da ortaya çıkarılmıştır. Şairlerin mısralarına serpiştirdiği bu bilgileri kullanış gayesi sanatsal dilden hareketle gösterilmeye çalışılmıştır.